Netfliks beni şaşırtan bir belgesel hazırlamış. Grafikler, resimler için epeyi çaba harcanmış; ciddi bir emek var, beğendim. Katılımcılar her kesimden, Victoria Beckham bile var. Konu Osmanlı'da, Anadaolu'da lüks.
Bence lüksün izinden ziyade "Bir zevkin izinde" olmalıydı. Başlık konuyu zorunlu olarak elitist bir çizgiye taşıyor, sınırlıyor. Zevk olarak alınsa idi Osmanlıda yaşayan halkların ortak beğinisi, güzellik algısı olarak ele alınabilirdi. Cumhuriyet sonrası dönem için böyle vurgu var ama öncesi için yok.Bir tekke musikisi olabilirdi, zevkin esnaf lokantalarına, sokak lezzetlerine yansıması belki. Yine bazı minyatürlerde Hint etkisi gördüm ama bu da sanatçının yorumu herhalde.
Bir tanıtım yazısına dönüşmemesi için bir iki alıntı ekleyeyim, konu uzamasın, işi uzmanlarına bırakalım..
"Ben şimdiye kadar hiç kayıtsız kalan birini görmedim, incelikle yapılmış bir eşikten geçen kapıdan geçen ya da bir bahçe duvarının önününde duran birinin gördüğü şeye karşı aldırmaz olduğunu olduğunu görmedim."
"Doğulu muyuz, batılı mıyız noktasında hep bu sorular kendimize sorduğumuz sorular ve ne mutlu ki sokağın sağ tarında 2026 yı yaşarken sol tarafında 1800 lerden kalma harika bir duvar ile karşılaşıyor olmak seni sorgulatıyor," "Bence sadece bir taraf olmadığımızı kabul etmeliyiz, Biz Doğulu değiliz, Batılı da değiliz.İkisi birdeniz. Bu zıtlık her zaman kafamı karıştıran bir şey olmuştur. Ama sonra bunu beni tanımlayan bir şey olduğunu anladım"
Kimlik sorgusu yakamızı bırakmayan bir dert olduğu kadar bir lütuf da aynı zamanda. Yeni şeyler söylemenin motivasyonu.
*
Bence belgesel Anadolu zevkinin izini sürmek adına güzel bir giriş olmuş. Çok farklı açılardan meseleyi ortaya koymuş, bir yol haritası çıkarmış. Bir sanat tarihçisi, felsefeci (estetik üzerine) yoktu, bence bunlar eksiklikti. Devam bölümleri de olsaymış, biraz daha geniş bir perspektiften bakabilseymiş önemli bir belgesele dönüşebilecek potansiyeli barındırıyormuş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder